Hastalık Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri
Yeni Yayınlar
Yükleniyor...

Featured

[Featured][recentbylabel]

Featured

[Featured][recentbylabel]

3 Mart 2021 Çarşamba

Stockholm Sendromu Nedir?

Stockholm Sendromu Nedir?

stokholm-sendromu-hastalikbelirtileri.net

Stockholm sendromu ismini Stockholm'de yaşanan bir banka soygunu olayından almıştır. 1973 yılında bir banka soyguncusu tarafından neredeyse bir hafta boyunca rehin tutulan bir kadın bu süre sonrasında soyguncunun kendisine iyi davranması sonucu soyguncuyla duygusal bir bağ kurmuştur. Soyguncunun yakalanmasından sonra soyguncuyu savunmakla kalmamış, nişanlısından ayrılarak kendisini rehin alan soyguncunun hapisten çıkmasını beklemiştir. Bu olay yaşandıktan sonra birçok kitap ve filme konu olmuş, psikologlar tarafından detaylıca incelenmiştir.

Rehinelerin kendilerini rehin alan kişilerle oluşan diyalog sonrası empati ve sempati kurmasıyla oluşur. Kendilerini rehin alan kişilerle geçirdikleri süre ve kurulan diyalog sonrası rehinelerin bu kişilere nihai olarak yardım etmeleri ve bu kişileri sevme, âşık olma durumuna dahi gelmeleri mümkündür.

Stockholm Sendromu Nasıl Gelişir?

Sürekli yaşanan bir şiddetin sonucu olarak kurbanlar saldırganı benimsemeye ve onunla özdeşleşmeye başlar. Hayatta kalma içgüdüsüyle saldırgan için hareket edilmeye başlanır. Travmatik bağlanma süreci olarak adlandırılan bu durum sonucunda kurbanın iradesi saldırgana bağlanmış olur. Bu durum gönüllü olarak gerçekleşmez, sürekli maruz kalınan şiddetin doğrudan bir sonucudur.

Dış dünyadan tamamen izole edilen kurban ihtiyaçlarının karşılanması için tamamen saldırganına bağımlı durumdadır. Bu sendromun ortaya çıkmasının temel sebebi hayatta kalma içgüdüsüdür. Saldırgan gönüllü bir kurban yaratmak istediği için küçük iyiliklerde bulunmaya ve kendisini haklı çıkarmaya başlar, bu küçük iyilikler kurbanın gözünde büyüyerek büyük jestler haline gelir. Zamanla kurban kendisini saldırganın gözlerinden görmeye ve ona hak vermeye başlar. Saldırganın şiddet eğiliminin de görmezden gelinmesiyle kurban içinde bulunduğu tehlikeyi de reddetmeye başlar. Bu olaydan sonra kurban artık tek olumlu ilişkisi olarak gördüğü saldırgandan ayrılmak istemez.

Stockholm Sendromunun Görüldüğü Gruplar

Bu sendrom rehin alma ya da kaçırılma durumlarında, tecavüze uğrama, aile içinde cinsel istismara uğrayan çocuklarda (istismara uğrayan çocuk ve istismar eden ebeveyn arasında), savaşta esir olarak alınma, toplama kamplarında bulunma, aile içi şiddete maruz kalma durumlarında, uzun süren hapishane deneyimlerinde, tarikatlarda görülmektedir.

Stockholm sendromu her zaman rehin alan ve rehine alınan kişileri içeren, yüksek riskli durumlarda gelişmez. Kişilerin kendilerini üzen ve zora sokan, mutsuz eden koşulları benimsemeleri, bu koşulları savunmaları ve bu koşulların sebeplerini görmemeleri veya görmeyi reddetmeleri de Stockholm sendromu olarak adlandırılabilir.

Yaşanan deneyimlerin süresi ve yoğunluğu, rehin alınan kişilerin kendi ortamlarından ne kadar izole edildikleri gibi faktörler Stockholm sendromunun oluşma süresini ve yoğunluğunu etkileyen faktörlerdir.


28 Şubat 2021 Pazar

Prematüre Bebek Nedir? Bakımı Nasıl Olmalıdır?

Prematüre Bebek Nedir? Bakımı Nasıl Olmalıdır?

prematüre-bebek-hastalikbelirtileri.net

Prematüre bebek genel kabul gören tanımı ile "hamileliğin 37. haftasından önce doğan bebekler" şeklindedir. Haftalarına göre üçe ayrılırlar. 28 haftadan önce doğanlara aşırı prematüre, 28 ve 32. haftalar arası doğanlara erken prematüre, 32 ve 37. haftalar arasında doğan bebeklere ise geç prematüre denilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl milyonlarca bebek prematüre doğmaktadır ve bu sayı her yıl artmaya devam etmektedir.

Erken doğuma bağlı oluşan komplikasyonlar, 5 yaş altı çocuklarda ölüme sebep olan en büyük faktörlerden biridir. Hayatta kalan prematüre bebekler yeterli bir şekilde ilgilenilmediği takdirde ileride öğrenme problemlerine, görme ve işitme problemlerine sahip olabilir.


Prematüre Doğum Bebekte Nasıl Sorunlara Yol Açar?


Bebek ne kadar erken doğarsa o kadar çok komplikasyona sahip olur, bu nedenle bebeklerin bakımının doğru yapılması çok önemlidir. Prematüre bebekler düşük kiloyla dünyaya geldikleri için yağ dokuları azdır, bu durum bebeklerin vücut ısılarını uygun bir şekilde düzenleyememelerine sebep olur. Bağışıklıkları zayıftır. Beslenme sorunları prematüre bebeklerde yaygındır, kan şekerleri çok çabuk düşer. Yenidoğan sarılığı prematüre bebeklerde daha şiddetli geçer. Kalp, damar ve solunum sorunları yaygındır. Gözdeki retina tabakasında anormal damarlanmalar meydana gelebilir. Ağır vakalarda sepsis ve menenjit görülebilir. Kansızlık prematüre bebeklerde oldukça kolay gelişebilir. Prematüre bebeklerde aynı zamanda yutma ve emme reflekslerinde güçsüzlük görülmektedir.


Prematüre Bebeklerin Genel Bakımı


Prematüre bebek erken doğduğu için vaktinde doğmuş bebeklerin oluşturduğu yağ tabakasını oluşturamamıştır. Bu yüzden düşük bir kiloya sahip olurlar ve vücut ısılarını gerektiği gibi düzenleyemezler. Bu durumun ortadan kalkmasını sağlamak için prematüre bebeklere mutlaka anne sütü verilmeli ve bebeklerin kilo alması sağlanmalıdır. Bebekler yeterli seviyede bir bağışıklık sistemine de sahip olmadıkları için mutlaka enfeksiyonlardan korunmalıdır. Emme ve yutma reflekslerinin geliştirilmesi için emzik verilebilir. Retinadaki anormal damarlanmaların kontrolünün sağlanması için sık sık göz muayenesi olunmalıdır.

Bağırsak sorunları ve yeni doğan reflüsünü önlemek için prematüre bebeklerin beslendikten hemen sonra yatırılmaması, bezinin değiştirilmemesi gerekir. Prematüre bebekle ilgilenen kişilerin de enfeksiyonu önlemek amacıyla aşıları tam olmalıdır. Bebeğin ev ortamının temiz ve hijyenik olması büyük önem taşır. Prematüre bebeklerin cildi özellikle hassastır, bu nedenle parfüm ya da kimyasal içeren hiçbir şey bebek cildine temas ettirilmemelidir, el temizliğinin sağlandığından emin olunmalıdır. Prematüre bebekler kalabalık ortamlardan uzak tutulmalıdır. Prematüre bebek fiziksel ve gelişimsel ilerlemelerinin görülebilmesi için sık sık doktor kontrolüne götürülmelidir.
Gluten İntoleransı Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Gluten İntoleransı Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

 

gluten-intoleransı-hastalikbelirtileri.net

Gluten arpa, buğday, çavdar gibi besinlerde bulunan bir protein ailesine denir. Buğday içinde gluten bulunan ve en sık tüketilen tahıllardandır. Glutenin ve gliadin proteinleri glutenin en önemli çeşitlerindendir. Gliadin bu proteinlerden sağlık sorunlarına yol açması mümkün olandır. Gluten su ve unla karıştırıldığında hamura zamk kıvamını veren ve çiğneme keyfini arttıran maddedir. Çoğu insan gluteni rahatça tolere edebilse de bazı kişilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Çölyak, gluten intoleransı, buğday alerjisi gibi hastalıklardır. Çölyak ve gluten intoleransı birbiriyle sık sık karıştırılan hastalıklardır.

Gluten İntoleransı Nasıl Anlaşılır?

Çölyak hastalığı ile oldukça sık bir şekilde karıştırılabilen gluten intoleransını anlamanın farklı yolları vardır. Eğer bir kişide gluten intoleransı (gluten alerjisi, gluten hassasiyeti) varsa:

  • Gluten içeren gıdalar tüketildiğinde bu kişide karın ağrısı, gaz sancısı ya da ishal gibi sindirim sistemi sorunlarına yol açabilir.
  • Gluten intoleransı olan kişilerde gluten içeren besinler tüketildikten sonra %80 oranında hafif ya da şiddetli karın ağrıları görülmektedir, kansızlık ya da kilo alma problemleri görülebilir.
  • Gluten intoleransına sahip kişiler migren tipli baş ağrılarına daha eğimlidir. Başka bir nedeni bulunmayan baş ağrılarının sebebi gluten intoleransı olabilir.
  • Gluten hassasiyeti olan kişilerin sık sık yorgunluk hissi yaşadığı da bilinen semptomlardandır. Gluten intoleransı bu kişilerde yorgunluk ve enerji düşüklüğüne sebep olur.
  • Kronik cilt rahatsızlıklarının gluten içermeyen diyetlere geçildiğinde azaldığı görülen kişilerde gluten intoleransı bulunmaktadır.
  • Gluten intoleransına sahip hastalar eklem ve kas ağrıları çekerler.

Gluten intoleransı ve çölyak sebepleri ve semptomlarının oldukça benzer olması sebepleriyle sık sık karıştırılabilmektedir. Bir kişide çölyak hastalığının olup olmadığını anlamak için yapılacak kan testleri mevcuttur. Kan testi yetersiz gelirse endoskopi yapılması gerekebilir. Gluten intoleransı böyle değildir. Bu hastalığın anlaşılması için spesifik bir test bulunmamaktadır.

Gluten İntoleransının Tedavisi

Gluten intoleransının tedavisi ile ilgili literatürdeki çalışmalar henüz yeterli detaya sahip değildir. Fakat önerilen en uygun ve en garantili tedavi biçimi gluten içermeyen bir beslenme sistemine geçilmesidir. Gluten içermeyen besinlerin ve yasaklı besinlerin öğrenilebilmesi için beslenme ve diyetetik uzmanlarıyla iletişime geçilmesi önerilir. Doğal haliyle gluten içermeyen tahılların bazıları mısır, pirinç, kinoa, keten tohumu, keçi boynuzu, darı ve karabuğdaydır. Bu tahıllar tüketildiğinde gluten intoleransına sebep olmaz. Et ve süt ürünleri, yumurta, deniz ürünleri, sebze ve meyveler, baklagiller ve kuruyemişler, yağlar da doğal halinde gluten içermeyen ve tüketilmesi sakıncalı olmayan diğer besinlerdir.

25 Şubat 2021 Perşembe

Bipolar Davranış Bozukluğu Nedir? Belirtileri, Tedavisi Nelerdir?

Bipolar Davranış Bozukluğu Nedir? Belirtileri, Tedavisi Nelerdir?

bipolar-bozukluk-hastalikbelirtileri.net

Bipolar davranış bozukluğu, iki uçlu bozukluk ya da manik depresif hastalık kişinin ruh halindeki keskin değişiklikler ile karakterize olmuş ruhsal bir hastalıktır. Bipolar bozukluk sahibi hastalar ruh hallerindeki bu keskin iniş ve çıkışlara bağlı olarak iş ya da okul ortamında, arkadaşları ve aileleri ile problemler yaşayabilmektedir. Bipolar hastalıklar manik dönemleri ve çöküntü dönemleri ile birbirinden ayrılırlar.

Bipolar Davranış Bozukluğu Belirtileri

Manik dönemlerinde belirtilerinin her gün görülmesi ve görüldükten sonra bir hafta veya daha fazla belirtilerin devam etmesi görülmektedir. Bu belirtilerin bazıları şunlardır:

  1.         Bipolar bozukluk sahibi kişiler manik dönemlerinde oldukça neşeli olurlar.
  2.         Neşeli olmakla birlikte çok çabuk sinirlenebilirler.
  3.         Hastaların uykuya olan ihtiyaçları azalır. Oldukça enerjik olurlar ve ayakları yere basmayan projeler üretirler.
  4.         Cinsel isteklerinde artışlar olur.
  5.         Daha fazla para harcamaya başlarlar.
  6.         Hastaların kendi kabiliyetleri konusunda gerçek dışı fikirlere sahip olurlar.
  7.         Daha fazla konuşur ve düşünürler. Alkol ve madde kullanımlarında artış görülmektedir.

Manik dönemleri uyarı vermeden, ani bir şekilde başlar ve eğer tedavi edilmezlerse oldukça uzun sürer. Bipolar bozukluk sahibi hastalar manik dönemlerinde hasta olduklarına inanmaz ve tedavileri reddetme eğiliminde olurlar.

Çöküntü yani depresif, depresyon dönemindeki hastalarda belirtilerin en az iki hafta ya da daha fazla görülmesi gerekir. Depresyon dönemi belirtileri arasında mutsuz ve karamsar hissetme, değersizlik hissi, kişinin kilosunda değişiklikler, fazla uyuma, hayattan zevk alamama, unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü, intihar düşünceleri, enerji azlığı gibi semptomlar bulunmaktadır.

Depresyon ve manik dönemlerini ağır geçiren bipolar bozukluk sahibi hastalar halüsinasyonlar görebilir ya da hezeyan geçirebilirler. Bipolar bozukluk; madde kullanımı, yeteri kadar fiziksel aktivitede bulunmama, kötü beslenme alışkanlıkları, stresli ortamlar tarafından tetiklenebilir.

Bipolar Davranış Bozukluğu Tedavisi

Bipolar davranış bozukluğunun kesin ve belirli bir tedavisi yoktur. Tedaviler hastalara uygun olacak şekilde doktorları tarafından oluşturulur. Bu tedavi programları ilaç tedavisi ve psikoterapi içermektedir. Bipolar bozukluk tanısının şiddeti ve sıklığı hastadan hastaya değişmektedir, dolayısıyla tedavilerin de bunlara uygun olması gerekir. Bipolar davranış bozukluğu tedavisi içinde hastaların mümkün olduğunca yaşamlarını düzene sokmaları tavsiye edilir. Tedavide aile ve çevre desteği çok büyük önem taşır. İlaç tedavisi daha çok manik ve depresyon ataklarının düzenlenmesi yönündedir. Bu tedavi ile atakların sayısı azalır ve daha seyrek gerçekleşirler. İlaç tedavisinde genel olarak lityum tercih edilir. Terapi tedavisiyle hastaların öfke ve depresyon gibi duygularla başa çıkmaları tekrardan öğretilir. Bu sayede manik ve depresyon dönemlerini tetikleyen değişkenler elimine edilmiş olur.

24 Şubat 2021 Çarşamba

Tükenmişlik Sendromu Nedir?

Tükenmişlik Sendromu Nedir?

 

tukenmislik-sendromu-hastalikbelirtileri.net

Tükenmişlik sendromu, herkesin aşina olduğu gündelik yaşamımızda da sıklıkla karşılaştığımız duygu durum halleridir. Psikiyatride tükenmişlik, bir sendrom olarak tanımlanmakla birlikte bir hastalık olarak tanımlanmamaktadır. Tükenmişlik sendromunda bazı belirtiler mevcuttur. Peki nedir bu belirtiler? Bu belirtileri duygusal ve fiziksel belirtiler kümesi olarak 2 ye ayırmak mümkündür. Tükenmişlik sendromu, aslında depresyondan biraz daha fazla farklı gelişmektedir. Fiziksel olarakta yorgun hissettiğimiz, depresyona benzer şekilde ağrılarımızın olduğu, duygusal olarakta isteksiz olma halidir. Depresyondan farkı ise depresyonun, bir psikiyatrik hastalık olarak değerlendirilmiş olması ve yaşamımızda sıklıkla tükenmişlik duygu durumlarının yaşanmasıdır. Yani tükenmişlik sendromu adı altında yaşamış olduğumuz duygu durumlarını hayatımızın her alanında sıklıkla yaşamaktayız.

Tükenmişlik Sendromu Belirtileri Nelerdir?

Tükenmişlik sendromu belirtileri şu şekildedir:

  1. Sıklıkla duygusal anlamda duyarsızlaşma
  2. Yapılan işlere karşı duyulan isteksizlik
  3. Motivasyon düşüklüğü
  4. Özgüven düşüklüğünün yaşanması
  5. Fiziksel anlamda ağrıların artması
  6. Uyku-uyanıklık sürelerinin bozukluğu
  7. Önemli ölçüde enerji düşüklüğünün sıklıkla yaşanması tükenmişlik sendromu belirtileri arasında sayılabilmektedir.

Bir de depresyondan farklı olarak tükenmişlik sendromu yaşayan kişi, depresyondaki kişi gibi ruh halini yeterince iyi tanımlayamamaktadır. Bazen bu durum, dışarıdan gözlenebilmekte olup uzman kişiler tarafından da değerlendirilmektedir. Bu yüzden aradaki farklılık, duygu durumlarının sözcüklere dökülebilmesi açısından ayırt edilebilmektedir.

Tükenmişlik Sendromunun Nedeni Nedir?

Tükenmişliği en sık, iş yerlerinde yaşadığımız bir gerçektir. Bunun dışında gerek sosyal ilişkilerde gerekse ev hanımlarının ev işi yaparken yaşamış olduğu duygu durum halleridir. Peki tükenmişlik sendromu nedeni nedir? Aslında bu durumu kabaca 2 ye ayırmak mümkündür. Bunlardan ilki içerisinde bulunduğumuz şartlara bağlı olarak gelişen çevresel faktörler ve kişilik özelliklerimiz bu durumu yaşamaya eğilim gösterdiğimiz anlamını taşımakta.

Çevresel faktörlere baktığımızda örneğin, iş yerinizde kendi potansiyelinizin üzerinde bir sorumluluk üstendiğinizde yaşanabilecek duygu durumları buna örnek verilebilir. Kişisel faktörlere örnek verecek olursak, genellikle mükemmeliyetçi, rekabetçi, özellikle hata yapmaya toleransı az olan kişilerin tükenmişlik sendromu yaşadığını gözlemleyebiliyoruz.

Peki mükemmeliyetçi kişilerin özellikleri nedir? Mükemmeliyetçi kişiler, kendilerinin ve başkalarının hata yapma toleransının az olmasını isterler. Bu anlamda kendi hatalarına karşı da iç diyaloglarında epey acımasızca bir diyalog sürdürmektedirler. Bunun dışında, küçük bir başarısızlık ve hedefe ulaşamadıklarında eleştirel ve talepkâr olabilmektedirler. Bu da dolayısı ile bireyleri, kronik bir stres yaşamına doğru sürükleyebilmektedir. Bu nedenle mükemmeliyetçi kişiliklerin, rekabetçi kişiliklerin, tükenmişlik sendromuna eğilimli kişiler olduğunu söylemek mümkündür. Diğer bir açıdan bakıldığında özgüveni düşük, öz yeterliliği düşük olan kişilerin de tükenmişlik sendromu yaşamaları olasıdır.

 

 

22 Şubat 2021 Pazartesi

Gebelik Şekeri Nedir?

Gebelik Şekeri Nedir?

 

gebelik-sekeri-hastalikbelirtileri.net

Gebelik şekeri nedir? Gebelikte şeker hastalığı dediğimizde aslında hepimizin aklına gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığı gelmektedir. Ama hastaların bir grubu da gebelik öncesi mevcut şekeri olan halihazırda şeker hastası gruptur. Bu anlamda 2 grubu birbirinden ayırmak gerekmektedir. Çünkü şeker hastalığı, gebeliğin 24.haftasından sonra ortaya çıkan gebelikte oluşan bir takım fizyolojik değişikliklerin patolojik haliyle ortaya çıktığı ve gebeliğe özgü bir durumdur. Gebelik sona erdiğinde ise ortadan kalkar. Fakat mevcut şekeri olan gebeler ise tamamen farklı bir gruptur. Bu grupta ortaya çıkan belirtiler hem anne hem bebek için çok farklı sonuçları doğurmaktadır. Dolayısı ile bu iki grubu birbirinden ayrı tutmak gerekmektedir.

Gebelikte şeker hastalığı tanısının alınması, hekimler açısından önemli bir durumdur. Ya da gebe kalmayı planlayan şeker hastalarının gebelik öncesi değerlendirmelerinin yapılıp, takip edilmesi önem arz etmektedir.

Gebelik Şekeri ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Aslında her gebenin, gebelik sırasında şeker hastalığını bilmesi, bu konuda bilinçlenmesi çok önemlidir. Bu anlamda gebelik şekeri ile ilgili doğru bilinen yanlışlar şu şekildedir:

Ailede şeker hastalığı yoksa, obez değilse veya beslenmesi düzgün ise gebelikte şeker hastalığı olmaz. Bu bilgi, doğru bilinen yanlış bilgi kapsamında yer almaktadır. Çünkü son derece zayıf, beslenmesine çok dikkat eden, ailede öyküsü bulunmayan kişilerde de maalesef gebelikte şeker hastalığı ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle bu durumu tanıyabilmek açısından: Bireylerin aile öyküsü ne olursa olsun, beslenmesi düzgün olsun olmasın, gebelik sırasında herkese tarama testlerinin yapılması önerilmektedir.

Gebelikte Yapılan Şeker Yükleme Testleri Riskli Midir?

Gebelik şekeri yükleme testleri riskli mi? Gebelik şekerini tanıyabilmenin tek yolu, gebelik esnasında yapılan gebelik şekeri testleridir. Bu testler ile ilgili de kamuoyunda sıklıkla tartışmalar yaşanmaktadır. Bu konuya bir açıklık getirmek gerekirse:

Gebelik esnasında yapılan şeker yükleme testlerinin anne veya bebek sağlığı açısından çok uzun yıllardır herhangi bir risk getirdiğine dair bulguya rastlanmamıştır. Yani güvenli bir şekilde uygulanabilmektedir. Eğer tam tersine gebelikte şeker hastalığı var ve gebeliğe bağlı şeker hastalığı gözden kaçırılır ise bu durum anne ve bebek açısından risk oluşturmaktadır. Bu durum bebeğin aşırı derecede irileşmesine neden olur. Yine bebeğin ilerleyen yıllarda doğum sonrası dönemde de bir takım metabolik sorunlar yaşaması muhtemeldir. Bu durumda bebeğin kan şekeri düşebilir, bu kan şekeri düşüklüğüne bağlı epilepsi yani sara nöbetleri geçirmesi de olasıdır.  Bunun yanı sıra bebek sarılık geçirebilir, elektrolitlerinde birtakım sorunlar çıkabilir. Yine uzun yıllarda ergenlik çağında yüksek tansiyon, şeker gibi hastalıkların daha fazla yaşanacağına dair bulgular söz konusudur. Dolayısı ile anne karnında annenin kanı ile beslendiği dönemde şekerin yüksek olması hekimlerce uygun görülen bir durum değildir. 

19 Şubat 2021 Cuma

Beslenme Şekliniz Kan Grubunuzda Gizli!

Beslenme Şekliniz Kan Grubunuzda Gizli!

Kan-grubu-diyeti-hastalikbelirtileri.net

Kan Grubu Diyeti

Diyet denildiğinde akla ilk olarak '' kilo vermek '' gelse de aslen diyet demek beslenme düzenlemesi demektir. Diyet sadece kilo vermek için yapılmaz. Örneğin bir Fıstık Alerjisi hastası kimse, fıstık yemekten kaçındığı sürece, aslında fıstık diyeti yapmış sayılır. Ya da Düzenli olarak tüketilmesi gereken bir besini tüketen kimse de, o besinin diyetini yapmış sayılır.

Bilindiği üzere herkesin metabolizması ve vücut özellikleri birbirinden farklıdır. Genetik, Fiziksel veya kimyasal olarak herkese uyabilecek bir diyet ne yazık ki mevcut değildir. Bu nedenle herkesin ortak bir diyeti uygulaması pek de işe yaramayabilir. Peki temel farklılıklarımızdan biri olan Kan Grubu farkı  yaptığımız diyeti kendimize göre şekillendirmemize olanak sağlayabilir mi ?

    Kan Grubu diyeti temel olarak grup çeşidinize göre vücudunuza almanız veya almaktan kaçınmanız gereken besinleri önerecek şekilde tasarlanmış bir diyet şeklidir. 

Şimdi gelelim Kan Grubunuza göre beslenme çeşitlerine

A Grubu : Mümkün olduğunca et ve et ürünlerinden kaçınmaları, meyve, sebze, fasulye, baklagiller ve tahıllarla ile beslenmesi önerilmektedir.

B Grubu : Az yağlı  süt ve süt ürünleri bakımından zengin bir diyet B grubu kimseler için uygundur. Bunlara ek olarak da mısır, buğday, mercimek, domates, yer fıstığı, susam, yeşil sebzeler, yumurta içerikleri tüketime uygundur. Beyaz etten mümkün olduğu kadar kaçınmaları da tavsiye edilmektedir.

0 Grubu : Yağsız ve ya mümkün olduğu kadar az yağlı kırmızı et, kümes hayvanları ve balık  tüketiminde sakınca yoktur. Tahıllar, baklagiller ve süt ürünlerinin tüketimi tavsiye edilmez.

AB Grubu : Kahve, kola ve enerji içecekleri gibi Kafein barındıran ürünlerden kesinlikle vazgeçmeli, deniz ürünleri, süt ve  türevleri, yeşillik açısından zengin bir diyet ile beslenmeleri tavsiye edilmektedir. 

Önerdiğimiz Beslenme Tiplerinin; 

Artıları

  1. Diyetlerde belirtilen yiyecek ve içecek grupları genel olarak Sağlık Bakanlığı'nın da tavsiye edilen yiyecekler listesinde bulunur.

Eksileri

  1. Genel şekli itibariyle kan grubuna göre beslenme şekli, grubun çeşidine göre bazı yiyecekleri kısıtlayarak, az yemeyi teşvik etmektedir.
  2. Bu diyet şekilleri farklı kan gruplarının bulunduğu bir ailede  uygulamak için pek de pratik sayılmazlar.
  3. Bu diyet önerilerini kesinlikle doğru olacak şekilde destekleyecek  herhangi bir bilimsel çalışma bulunmamaktadır.

Çocuklarda Alt Islatma, Nedenleri ve Tedavisi

Çocuklarda Alt Islatma, Nedenleri ve Tedavisi

çocuklarda alt ıslatma

Çocuklarda gece veya gündüz alt ıslatma problemi enürezis olarak bilinir. Çocukluk çağında en sık karşılaşılan boşaltım sistemi sıkıntılarından biridir. Normal gelişimlerine devam eden çocuklar hem mesane kapasitesinin genişlemesi hem de verilen tuvalet eğitiminin sonucunda, 2 ve 4 yaşları arasında gece ve gündüz idrarlarını tutmayı becerebilirler. Gece altını ıslatma problemi mesanedeki gelişimin yavaş olmasına bağlıdır, genelde çocuğun yaşı ilerledikçe görülme sıklığı da azalır. Ağırlıklı olarak erkek çocuklarda daha sık görülebilmektedir. Ebeveynler bu problemle 6 yaş civarında ilgilenmeye başlar, doktorlardan yardım isteme 7 veya 8 yaşında başlar. İdrar kaçırma sebepleri fiziksel ya da duygusal olabilir. Sıvı alımının azaltılması ve kontrol edilmesi, gazlı içeceklerin kısıtlanması gibi önlemlerle sorun çözülmezse uzman desteği almak gerekmektedir.

Gece ya da gündüz görülebilen idrar kaçırma problemleri endişe verici olsa da ailelerin sabırlı olması ve çocuklarını suçlamamaları gerekmektedir. Çocuklar bilerek idrar kaçırmaz. Bu durumun önüne geçmek için çeşitli yöntemler vardır.

Çocuklarda Alt Islatmanın Nedenleri

Çocuklarda alt ıslatmanın birçok sebebi vardır. Anne ya da babanın geçmişinde alt ıslatma problemlerinin olması çocukta da alt ıslatma sorunlarının oluşmasına yol açabilir. Çocuğun mesane kaslarının gereken olgunluğa ulaşmamış olması idrar kaçırma problemlerine neden olabilir. Aşırı yorgunluk ve yatmadan önce fazla sıvı tüketilmesi, böbrek ve idrar yollarında fiziksel problemlerin olması çocukların altını kaçırmalarına neden olabilir. Diyabet, tıkayıcı uyku apnesi, idrar yolu enfeksiyonu, mesanenin gelişimindeki problemler, tuvalete sıklıkla gitmeme, gidildiğinde idrarın tamamının yapılmaması çocukların altını ıslatmalarına sebep olan fiziksel sebeplerdendir.

Ailede sorunlar yaşanması, ev ya da okul değiştirilmesi, aileye yeni kardeş katılması sebebiyle ortaya çıkan kıskançlık ve dikkat çekme isteği, ebeveynlerin aşırı ilgisi ya da ilgisizliği, çocuğun başından geçen kaza ya da şoklar, tuvalet eğitimi sırasında baskı görmesi, stres ve kaygı sorunları çocuklarda alt ıslatma sorunları oluşturan duygusal sebeplerden sadece bir kaçıdır.

Çocuklarda Alt Islatmanın Tedavisi

Alt ıslatma tedavisi süresince çocuğa baskı kurmak, aşırı titiz davranmak faydadan çok zarar getirir. Alt ıslatma tedavisi sırasında günlük alışkanlıklar değiştirilir. Geceleri alınan sıvı miktarı azaltılır, gazlı içecek tüketimi kısıtlanır. Çocuğun geceleri tuvalete ulaşması mümkün olduğunca kolaylaştırılır. Çocuğa uykuya yatmadan önce tuvalete gitme alışkanlığı kazandırılır. İlaç tedavisiyle idrar torbasının istek dışı kasılması önlenir ve idrar torbası büyütülür. İdrar kaçırmanın sebepleri fiziksel ise önce bu sorunların tedavi edilmesi gerekir.


17 Şubat 2021 Çarşamba

Sağlıklı Bir Yaşam İçin 10 Altın Kural

Sağlıklı Bir Yaşam İçin 10 Altın Kural

sağlıklı yaşam

İleriki yaşlarda daha sağlıklı ve dinç olabilmek için yaşam şeklinin değiştirilmesi gerekmektedir. Sağlıklı yaşam şeklini benimseyerek güzel ve enerjik bir hayat yaşamak mümkündür. Gelişen teknolojiler, yemek kültürleri ve pasif bir yaşam kişinin sağlığını önemli ölçüde etkilemektedir. Sürekli oturarak, hiç spor yapmayarak ve sürekli yağlı ya da fast food tarzı yiyecekler yiyerek sağlıklı bir hayat elde edilememektedir. Sağlıklı bir yaşam elde etmek için uygulamak gereken bazı kurallar bulunmaktadır.

Sağlıklı Yaşamak İçin Yapılması Gereken Şeyler

Herkes yaşlılık döneminde herhangi bir hastalığı olmadan enerjik bir yaşam istemektedir. Bunun yolu gençken sağlıklı bir yaşam şeklini benimsemektir. Sağlıklı bir yaşam için 10 altın kural bulunmaktadır. Bu kuralları hayatın içerisinde uygulayarak sağlıklı bireyler olunabilmektedir. Bu kurallar şu şekilde sıralanmaktadır;

 

1- Düzenli beslenme

Beslenme düzeni sağlıklı olabilmek için dikkat edilmesi gereken en önemli şeylerden biridir. Beslenme öğünlerinin düzenli ve atlatılmadan yapılması gerekmektedir. Bunların dışında gece yemek yemek de sağlık için iyi olmamaktadır. Detaylı bilgi için Sağlıklıyaşam için nasıl beslenmeliyiz? Makalemizi inceleyiniz.

2- Su içmek

Birçok uzmanın her zaman söylediği şey günde en az 2,5 litre su içilmesi gerekmektedir. Suyun vücudun hem içi için hem de dışı için birçok yararı bulunmaktadır. Bu nedenle kişinin kilosuna göre günde en az 2,5 litre su içmesi gerekmektedir. Bu sayı kiloya göre artıp azalabilmektedir.

3- Spor yapmak

Herkesin spor için vakti olmayabiliyor. Fakat günde en azından 15 dakika spor yapmanın vücut için önemli yararları bulunmaktadır.

4- Zararlı şeylerden uzak durmak

Alkol ve sigara gibi sağlığa son derece zararlı şeylerden uzak durmak gereklidir. Bu alışkanlıklar vücudun sağlığını bozarak birçok hastalığa neden olabilmektedir.

5- Uyku

Uyku sağlıklı bir yaşam için önemli bir unsurdur. Günde 8 saat uyku ideal olmaktadır. Bu süreye göre her gün 8 saat uyuyarak daha dinç ve enerjik hissedilebilmektedir.

6- Zihin sağlığı

Ne kadar vücut sağlığı önemli olsa da zihin sağlığı da son derece önemlidir. Bu nedenle stressiz ve kaygısız bir yaşam için çaba gösterilmelidir.

7- Temizlik

Düzenli olarak duş almak, bakım yapmak kişinin modunu yükseltmektedir. Ve aynı zamanda diş fırçalamak gibi alışkanlıkların aksatılmadan yapılması sağlık için önemli olmaktadır.

8- Sosyalleşmek

Aile bireyleri ile ya da arkadaşlar ile sosyalleşmek sağlıklı bir yaşam için önemlidir. Çünkü sevdikleriniz ile sosyalleşmek size mutluluk verecektir.

9- Tuz ve şeker kullanımı

Tuz ve şeker fazla kullanıldığında vücut için zararlı olmaktadır. Bu nedenle tuz ve şekeri azaltarak sağlıklı bir yaşam elde edilebilir.

10- Güneşte uzun süre kalmamak

 Güneş vücuda D vitamini almak için önemlidir. Fakat güneşte uzun süre kalmanın zararları bulunmaktadır.






22 Ocak 2021 Cuma

Diyetisyenler Tarafından Verilen Bu 4 İpucu Sağlıklı Beslenmeyi Daha Kolay Hale Getirecek

Diyetisyenler Tarafından Verilen Bu 4 İpucu Sağlıklı Beslenmeyi Daha Kolay Hale Getirecek

sağlıklı-yaşam-hastalikbelirtileri.net

Sağlıklı beslenmek günden güne zorlaşıyor. Peki ne yapmalıyız? Bu 4 tavsiye sizin için bir yol oluşturabilir.


balık-hastalikbelirtileri.net

1) Dondurucunuzu balıkla doldurun

Kalp Derneği, haftada en az iki porsiyon balık yemeyi önermektedir. Bunun olması için dondurucunuzdan doğrudan fırınınıza gidebilecek balıkları alın. Genel olarak, dondurulmuş balıklar pişirilmeden önce çözülmelidir, ancak "bazı markalar marine edilir, tek tek paketlenir ve dondurulmuş olarak pişirilebilir" diyor. (Paketin üzerinde "çözülmeye gerek yok" veya "dondurucudan fırına" gibi ifadeler arayın.) Ayrıca akıllıca: Bir torba pişmiş, soyulmuş ve hazırlanmış dondurulmuş karides (harika bir düşük kalorili protein kaynağı) alın. hızlı bir şekilde ısıtın ve makarna yemeklerine, kızartmalara ve salatalara ekleyin.


2) Biraz hazırlık çalışması yapın

Kullanacağınız malzemeleri önceden hazır tutarsanız yemek yapmanız ve dolayısıyla sağlıklı beslenmeniz daha kolay olur. Bir diyetisyen "Yemek hazırlığından bunalmak çok kolay" diyor. Örneğin tavada kızartmalar veya omletler için dilimlenmiş mantarları ve soğanları önceden hazırlayabilirsiniz bu hazırlık yükünün bir kısmını ortadan kaldırır ve akşam yemeğine sıfırdan başlamanız gerekmez.


saglikli-icecek-hastalikbelirtileri.net

3) Smoothie bardakları yapın

Kendinize sağlıklı bir içecek yapmanızdan daha iyi ne olabilir ki? Ayrı bir kabı meyve, fındık yağı ve diğer ilavelerle hazırlayın (hindistan cevizi, yeşillik, kakao tozu, chia tohumu veya kaju fıstığı düşünün). Ertesi sabah kaseyi blenderinize boşaltın ve istediğiniz sıvıyı (süt, hindistan cevizi suyu, kefir) ekleyin. Örneğin bir diyetisyen her zaman dondurucuda dondurulmuş yaban mersini bulundurur (bazı araştırmalar belirtiyor ki çiğ yaban mersini, çiftliklerde yetiştirilen çiğ yaban mersini antioksidanlarının iki katı antioksidan içerir) ve bunları sade yoğurt, süt, fıstık ezmesi, muz ve küçük bir miktarla birleştirir. 


4) Bu yiyecekleri hazır bulundurun

Eve geldiğiniz ve çok aç olduğunuz günler vardır, en kısa zamanda yemeniz gerekir. Her zaman elinizde bulgur veya arpa gibi 10 dakikalık hızlı pişirilen tahıllar bulundurmalısınız. Salatayla karıştırın ve önceden baharatlanmış ton balığı veya somon paketinin üzerine atın. Bu yemek hızlıca yapılır, böylece ne olursa olsun sağlıklı yiyebilirsiniz. Bir diyetisyene göre evde daha fazla bulundurmanız gerekenler: yumurta, konserve fasulye, dondurulmuş pişmiş tavuk, kavanozda spagetti sosu, humus, sebzeler, erişte.

20 Ocak 2021 Çarşamba

Yürüyüş Yapmanın Faydaları Nelerdir?

Yürüyüş Yapmanın Faydaları Nelerdir?

 

yürüyüş-yapmanın-faydaları-hastalikbelirtileri.net

Yürüyüş yapmak her ne kadar basit bir işlem gibi görünse de sağlıklı yaşamın en önemli maddesidir. Uzmanlar, her bireyin düzenli olarak yürüyüş yapmasını tavsiye etmektedir. Düzenli yürüyüş yapmak öncelikle kilo kontrolünde etkili olmakta... Bireyler düzenli olarak yürüyüş yaparak kalp sağlığını, kas sağlığını korumaya alır. 

Düzenli yürümenin faydaları:

  1. Kalp sağlığını korur.
  2. Akciğer sağlığını korur.
  3. Kilo kontrolü sağlar.
  4. Stresi azaltır. 
  5. Daha kaliteli uyku düzeninin sağlanmasına yardımcı olur. 
  6. Hafızayı güçlendirir. 
  7. Kas ve kemik sağlığına faydalıdır. 
  8. Düzenli Yürüyüş Yapmak Hafızayı Güçlendiriyor

Yürüyüş yapmanın faydaları arasında kalp sağlığının, kemik ve kas sağlığının, akciğer sağlığının korunmasından bahsedebiliriz. Uzmanlar tarafından yapılan araştırma sonucunda düzenli yürüyüş yapmanın stresi azalttığı görülmüştür. Aynı zamanda düzenli yürüyüş yapan bireylerin daha kaliteli uyku düzenine sahip olduğu, bireylerin uykusunu alarak güne dinç başladığı da görülmüştür. San Francisco üniversitesinde yapılan bir araştırma sonucunda yürüyüş yapmaya bağlı olarak hafızanın güçlendiği tespit edilmiştir.

Bireyler yaş ilerledikçe hafıza güçlüğü çekmeye başlar. Yürüyüş yapmak ise hafızayı güçlendirir. Araştırmaya 65 yaş ve altı toplamda 5000 katılımcı dahil olmuştur. Katılımcılar günde 3 kilometre yürümüşlerdir. Araştırmanın sonucunda ise katılımcıların hafızasında ortalama %17 artış görülmüştür.

Sabah Yürüyüşü Sayesinde Güne Dinç Başlayın 

Düzenli yürüyüş yapmak oldukça faydalıdır. Gün içerisinde ne zaman yürüyüş yapıldığı önemlidir. Uzmanlar genellikle sabah yürüyüşlerini tavsiye etmektedir. Sabah yürüyüşleri sayesinde hem daha erken uyanılır ve güne daha iyi başlanır. Sabah yürüyüşünün faydaları arasında öncelikle vücudun uyanması yer almaktadır. Sabah saatlerinde yapılan yürüyüş sayesinde vücut uyanır ve kendini güne hazırlar. Bu sayede birey, gün boyu kendini daha enerjik hisseder.

Sabah yapılan yürüyüşlerin en önemli faydalarından biri de bacaklar içindir. Yürüyüşün bacaklara faydaları kas ve kemik rahatsızlığı olanlar için oldukça etkilidir. Yürüyüş yapmak aynı zamanda bacakların incelmesini de sağlar. Düzenli yapılan yürüyüşler sayesinde bacak kasları çalışır. Bacak kaslarının çalışması hem daha formda bir görünüm sağlar hem de bireyin sağlığını destekler. Uzmanlar, yürüyüş yapma imkanına sahip olan bireyler için günde 10 bin adım yürünmesi gerektiğini öneriyor.

17 Ocak 2021 Pazar

Müzik Dinlemenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?

Müzik Dinlemenin Sağlığa Faydaları Nelerdir?

muzik-dinlemenin-faydalari-hastalikbelirtileri.net

Müzik Dinlemenin Sağlığa Faydaları

Yıllar önce dile getirilen “Müzik, ruhun gıdasıdır.” atasözünden de anlaşılacağı üzere müziğin insan ruhunu onarıcı bir yönü vardır. Günümüzde yapılan araştırmalar sonucunda ise müziğin sadece insan ruhuna değil, hem bedensel hem de zihinsel aktiviteleri üzerinde pek çok olumlu sonuçlar doğurduğu net olarak saptanmış bir gerçektir.

Müzik dinlemenin kişilere sağladığı en büyük faydalar şu şekilde sıralanabilmektedir:

  1. Kişilerin sevdikleri müzikleri dinlemesi sonucunda beyin dopamin adı verilen ve vücutta mutluluk, heyecan, neşe gibi duyguların hissedilmesini sağlayan bir nörotransmitter salgılamaktadır. Sevdiği müzikleri dinleyen insanlar günlerini daha pozitif ve daha enerjik geçirmektedir.
  2. Çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan uykusuzluk problemi için de oldukça etkili bir tedavi yöntemi olan müzik dinleme yöntemi, kişilerin düşüncelerinin sakinleşerek bedenlerinin rahatlamasını sağlarken daha kolay bir uykuya dalış imkanı sağlamaktadır.
  3. Depresyon, stres, korku gibi vücudu ve ruhu oldukça yoran psikolojik rahatsızlıklarında tedavi süreçlerinde sık sık tercih edilen müzik dinleme terapileri, müziğin iyileşmeye etkisi üzerindeki eşsiz başarısını gözler önüne sergilemektedir.
  4. Doğal bir ağrı kesici olarak da doktorlar tarafından önerilen müzik dinleme seansları, kişilerin zihinsel dinginliğe ulaşmasını sağlarken yapılan araştırmalar müzik dinlemenin kalp rahatsızlıklarının da daha hızlı tedaviye yanıt verdiğini göstermiştir.

Ezber ve Öğrenme Güçlüğüne Karşı Doğal Bir Yöntem: Müzik Dinlemek

Klasik müziğin bitkiler, hayvanlar ve insanlar üzerinde oluşturduğu etkilere genel olarak Mozart etkisi denilmektedir. Mozart etkisi teoremine göre, ders çalışırken veya ezber yapılırken dinlenilen klasik müzikler, kişilerin öğrenme ve ezber becerilerini güçlendirmektedir. Ayrıca olaylara farklı bakış açıları getirebilme niteliğini de kişilere kazandırarak, özellikle daha küçük yaşlardaki çocukların zeka düzeylerinin artmasında oldukça önemli bir rol oynadığı açığa çıkartılmıştır.

Her Yeni Güne Yenilenerek Başlayın

Müziğin sağlık üzerindeki faydaları yapılan onlarca araştırma sonucunda net olarak tespit edilmiştir. Müzik ve sağlık kulağa iki ayrı konu gibi gelse de birbirlerine görünmez iplerle bağlıdır.

Küçük yaşlardan ileriki yaş gruplarına kadar yapılan sayısız çalışmalar, kişilerin sevdikleri müzikleri dinlemesi sayesinde fiziksel, bedensel ve ruhsal olarak güçlenmelerini sağlamaktadır. Sağlığınızı güçlendirmek, daha pozitif olmak ve ruhunuzu dinlendirmek için her gün sevdiğiniz müzikleri dinleyin.

12 Ocak 2021 Salı

Mide yanması neden olur?

Mide yanması neden olur?

mide-yanmasi-hastalikbelirtileri.net

Mide Yanması

Mide yanması, yemek borusunda hissedilen yanma şeklinde belirti gösteren bir rahatsızlıktır. Yemek borusu midede ve midenin üst tarafında yer alır. Mide yanmasının neden olduğu ağrı özellikle yemek yedikten sonra kendisini belli etmektedir. Çok sık rastlanılan bir şikayettir. Evde basit yöntemlerle atlatılabilen bu rahatsızlık haftada iki veya daha fazla sıklıkta oluyorsa ya da aralıksız bir iki gün boyunca devam ediyorsa uzman bir hekime başvurmak gerekir.

Mide yanması neden olur sorusunun birden fazla cevabı olabilir. Bu rahatsızlığa sebebiyet veren nedenler şu şekilde sıralanabilir:

Reflü: Mide salgılarının yemek borusu veya ağıza kadar yer değiştirmesidir. Mide salgıları asit, safra ve mukustan oluşur. Reflü mide yanması şikayetlerine neden olan en önemli hastalıklardan biridir.

Gastrit: Midenin iç dokusunda meydana gelen iltihaplanmanın neden olduğu bir hastalıktır. Bu hastalık nedeniyle midede yanma hissedilmektedir.

Helicobacter pyllori enfeksiyonu: Bu bir bakteri çeşididir. Mide asidi bu bakteriyi yok edemez ve bakteri midede yaşar. Bu da diğer belirtilerle birlikte mide yanmasına neden olur.

İlaçlar: Çeşitli amaçlarla kullanılan bazı ilaçlar mide yanması rahatsızlığına neden olabilmektedir.

Gıdalar: Tüketilen bazı gıdalar midede reaksiyona neden olarak mide yanmasına yol açabilir.

Sayılan bu rahatsızlıklar ve diğer durumlar mide yanması, diğer bir değişle mide ekşimesi rahatsızlığının en çok gözlenen nedenlerindendir.

Mide Yanması Tedavisi

Mide yanması bir belirtidir. Bu durma pek çok değişik sağlık problemi neden oluyor olabilir. Bu nedenle ilk önce mide yanmasına neyin neden olduğunun araştırılması gerekmektedir. Daha sonra hastalık uygun şekilde tedavi edilerek sorundan kurtulunabilir.

Mide yanması nedenleri kapsamında bazı durumlar tetikleyici rol oynayabilir. Bu durumlar şunlardır:

  1. Sigara ve alkol
  2. Kötü ve dengesiz beslenme
  3. Dar kıyafetler
  4. Alçak yastıkta uyumak

Bunlarla birlikte yatmadan hemen önce yemek yememek, çok yağlı yiyeceklerden ve kızartmalardan kaçınmak, ilaç kullanımına dikkat etmek mide yanmasından koruyan önlemler arasındadır.

Mide Yanmasına Neler İyi Gelir?

Zencefil, mide yanmasına iyi gelen gıdalar arasındadır. Karbonatlı su ve elma sirkesi de rahatsızlık sırasında kullanılabilir. Ayrıca meyan kökü ve sakız da mide yanması şikayeti olanlar için önerilmektedir.

3 Aralık 2020 Perşembe

Turşu Suyu Mide Ekşimesine Neden Olur mu?

Turşu Suyu Mide Ekşimesine Neden Olur mu?

turşu suyu hastalikbelirtileri.net


Turşu suyu, salatalıkları turşu haline getirip daha sonra muhafaza etmek için kullanılan sıvıdır.

Genel olarak su, tuz, sirke ve kalsiyum klorürün yanı sıra dereotu, tatlı veya ekmek ve tereyağı çeşitleri gibi belirli turşu türleri için baharat veya tatlandırıcılar içerir.

Bazı insanlar mide ekşimesi veya asit reflü tedavisi için ilaç olarak turşu suyu içiyor, ancak bu uygulamanın bilim tarafından desteklenip desteklenmediği merak konusu.

Bu makale, turşu suyunun mide ekşimesi semptomlarını hafifletmenin güvenilir bir yolu olup olmadığını veya bunlara neden olma olasılığının daha yüksek olup olmadığını gözden geçirmektedir.

Mide ekşimesi için turşu suyu içmek

Mide ekşimesi, asit reflü ve gastroözofageal reflü hastalığının (GERD) bir semptomudur; mide asidinin mideden özofagusa geri döndüğü durumlar, sindirim sisteminizde hareket etmenin tam tersi.

Vücuttaki farklı stres türleri, baharatlı veya asitli yiyecekler veya aşırı yeme gibi bir dizi şeyle daha da kötüleşebilir.

Mide ekşimesi, göğüs kemiğinizin hemen arkasında göğsünüzde yanma, bazen yayılan ağrı gibi hissedilir. Yemek yedikten veya içtikten sonra ve ayrıca sırt üstü veya midenizde düz bir şekilde uzandığınızda genellikle daha da kötüleşir.

Mide ekşimesi semptomlarını hafifletmek için turşu suyu içmej kişiye öznel görünmektedir. Bazıları bunu yararlı bulurken, diğerleri yapmaz. Turşu suyunun mide ekşimesi tedavisinde kullanılmasını hiçbir bilimsel araştırma desteklemiyor.

Bu amaçla kullanımının arkasındaki düşünce, turşu suyunun, bağırsak mikrobiyomunuzda ve salatalık derilerinde bulunan sağlıklı bir probiyotik bakteri olan konsantre bir Lactobacillus kaynağı olmasıdır.

Bağırsağınızdaki mevcut iyi bakterilerin eklenmesine yardımcı olduğu ve yemek borusundan asidin geri çıkmasını sakinleştirdiği düşünülmektedir.

Bununla birlikte, ticari olarak hazırlanan turşuların çoğu pastörize edilmiştir. Bu, tüketicilere satılmadan önce potansiyel olarak zararlı bakterileri öldürmek için ısıya dayalı bir işlemden geçtikleri anlamına gelir.

Pastörizasyon işlemi aynı zamanda iyi bakterileri de ortadan kaldırır, yani mağaza raflarında bulunan turşu suyunun çoğunda muhtemelen aktif Lactobacillus kalmaz.

Ayrıca, turşu suyundaki sirke, mide ekşimenizi size fark ettirmeyecek kadar güçlü bir koku ve tada sahip olsa da, sindirim sisteminizdeki bu ek asitlik mide ekşimesi semptomlarınızı daha da kötüleştirebilir.

22 Kasım 2020 Pazar

Eklem Ağrısını Yenmenin 5 Yolu

Eklem Ağrısını Yenmenin 5 Yolu

eklem-ağrısı-hastalikbelirtileri.net

Dizinizde, dirseğinizde, bileğinizde veya kalçanızda rahatsız edici bir ağrı hissetmeye başladığınızda, bir tür eklem ağrısının erken aşamalarında olabilirsiniz. İyi haber şu ki eklem ağrısını yenebilirsiniz, kötü haber ise çoğumuz eklem ağrısını anlamadığımız için yanlış tedavilere güveniyoruz. Uygun tedavi uygulanmazsa ağrınız, rahatsızlığınız ve iltihabınız daha da kötüleşecektir.

Bununla ilgili ne yapabilirsiniz?

Daha fazla bilgi öğren

İlk önce kendini eğitebilirsin. Pek çok eklem ağrısı türü hakkında ne kadar çok şey bilirseniz ve 100'den fazla ağrı varsa, doğru bir teşhis koymayı ve bir tedavi planını taahhüt etmeyi o kadar ciddiye alırsınız. Bilmeniz gereken ilk şey, hissettiğiniz semptomların ortak osteoartrit veya romatoid artrit veya düzenli aşınma ve yıpranma veya bir hastalık nedeniyle dejeneratif olabilecek diğer birçok tip olabileceğidir.

Eklem Ağrısının Belirtileri ve Riskleri

Eklem ağrısına neden olabilecek davranışları veya hastalıkları tam olarak saptayabileceğinizi umuyorsanız, eklem ağrısına tam olarak neyin neden olduğunu bilmediğimizi bildirmekten üzgünüz… henüz. Sizi kaçınılmaz olarak tıbbi yardım almaya yönlendirecek semptomlar - sertlik, eklem ağrısı ve şişlik, yorgunluk ve zayıf hareket açıklığı - belirli tipteki eklem ağrınızı teşhis etmek için kullanılacak olanlardır.

Bildiğimiz şey, eklem ağrısı gelişme olasılığını artıran belirli riskler olduğudur, bunlar şunları içerir;

  1. Yaş - Yaşlandıkça eklem ağrısı geliştirme olasılığınız daha yüksektir.
  2. Genetik - Kimin eklem ağrısı geliştirdiğini belirlemede genetiğin ne kadar büyük bir rol oynadığı hakkında fazla bir şey bilmiyoruz, ancak buna katkıda bulunuyoruz.
  3. Kilo - Fazla kilolu olmak eklemlerinize çok fazla gereksiz baskı uygular ve ortalama ağırlık aralığındaki birine kıyasla aşınma ve yıpranmayı artırır.
  4. Atletizm - Vücut için zor olan fiziksel aktiviteler eklemlerin zayıflamasına katkıda bulunabilir ve eklem ağrısına neden olabilir.
  5. Eski Yaralanmalar - Özellikle dirsek, diz veya bilekte büyük bir yaralanma yaşadıysanız, eklem ağrısı geliştirme olasılığınız daha yüksektir.
  6. Hastalık - Eklemlerinizde bir enfeksiyon geçirdiyseniz, bu bazı eklem ağrılarına yol açabilir.

Artık hangi yüksek risk kategorilerine girdiğinizi biliyorsunuz, şimdi eklem ağrısını nasıl yenebileceğinizden bahsedelim!

Doğal Şekilde Yen

Acımızı ve şişmemizi en hızlı şekilde giderecek şişeye ulaşmak insan içgüdüsüdür. Genellikle bu, ibuprofen ve asetaminofen ve naproksen gibi reçetesiz ağrı kesiciler anlamına gelir. Bu ilaçlar, en ağrılı ve rahatsız edici eklem ağrısı semptomlarınızdan kurtulmak için oldukça hızlı etki eder. Sorun, bu ilaçların uzun süreli kullanımdan sonra sizin için büyük sorunlara neden olabilmesidir.

Bu ilaçları eklem ağrısı belirtileriniz için çok fazla kullanmak ülsere, kanamaya ve hatta mide zarının bozulmasına neden olabilir. Öyleyse seçeneklerin neler?

Tabii ki doğal!

Doğal takviyelerin popülaritesi, insanlar onları daha da hasta etmeden iyileşmenin yollarını aradıkça artmaktadır. Enflamasyonla mücadele eden ve ağrıyı azaltan doğal takviyelere ihtiyacınız var ve sistemik enzimler tam da ihtiyacınız olan şey. İltihaplanmaya yardımcı olur, bağışıklık sistemini güçlendirir ve hatta yara dokusundan kurtulur.

Ağrıyı hafifleten doğal topikal kremler ve hatta semptomlarınızı hafifletmeye veya tersine çevirmeye yardımcı olan yiyecekler vardır.

Ar-Ge

Bir enfeksiyon veya yaralanmadan muzdarip tüm vücutların ihtiyacı olan şey dinlenmektir. Vücudun kendini nasıl iyileştirdiği budur, bu nedenle eklem ağrınızı yenmek istiyorsanız, her gece yeterince uyuduğunuzdan emin olmalısınız. Çoğumuz için bu, her gece 6 ila 8 saat arasında uyumak ve gün boyunca yorgun hissederseniz kestirmek anlamına gelecektir.

Dinlenmiyorsanız, vücudunuza iyileşmesi için ihtiyacı olanı vermiyorsunuz demektir. Ayrıca stres, halihazırda en iyi durumda olmayan bir vücuda zarar verebilir; kasları sıkılaştırır, kan basıncını ve kalp atış hızını artırır. Bunlar sadece semptomlarınızı şiddetlendirir.

Diyet

Konu vücudunuzu iyileştirmeye geldiğinde sağlıklı bir diyet her şeyi değiştirebilir. Yaralanma veya hastalık nedeniyle, yemek genellikle en iyi ilaç olabilir. Pek çok eklem ağrısı türü söz konusu olduğunda, iltihaplanma ve ağrıyla savaşan yiyeceklerle dolu bir diyet, yeni bir insan gibi hissetmenize yardımcı olabilir.

Ancak diyetinize eklediğiniz meyveler, sebzeler, şifalı otlar ve baharatlar eklem ağrısıyla mücadeleye yardımcı olmanın yanı sıra ayrıntılardır. Örneğin, eklem ağrısı ağrısında ağırlığın oynadığı rolü daha önce tartıştığımız için fazla yemeyin. Aynı şekilde kızarmış yiyecekler, şeker, yapay tatlar ve renkler, rafine karbonhidratlar, alc içeren abur cuburlardan kaçınmak istersiniz.

Eklem ağrısını başarılı bir şekilde yendiğinizden gerçekten emin olmak istiyorsanız, bu diyet yönergelerini izleyin;

  1. Bolca su iç. Belirlenmiş bir miktar yok ama susadığınızda su için.
  2. Ete ihtiyacınız varsa kırmızı etten kaçının ve somon gibi soğuk su balıklarını tercih edin. Omega-3 yağ asitleri ve antienflamatuar özellikler ile yüklüdürler.
  3. Günde bir salata yiyin; çiğ meyve ve sebzeler asit birikimini temizlemeye yardımcı olur ve bu da vücudunuzu bakterilerden arındırır.
  4. Şüphe duyduğunuzda, taze ve mevsimlik ürünleri ve bitkileri seçin.

Fiziksel aktivite

Eklem ağrısının egzersizden kaçınması gerektiği yaygın bir yanılgıdır, ancak bu bir yanlış anlamadır. Germe, herkesin her gün yapması gerekenler listesinin başında olmalıdır, özellikle de eklemleri sert ve ağrılı olanlar. Egzersize ihtiyacınız olsa da, koşu ve Zumba gibi yüksek etkili aktivitelerden kaçınmaya çalışmalısınız.

Vücudunuzdan iyi, oksijenden zengin kan akacak, kemiklerinizi ve kaslarınızı güçlendirecek ve esnekliğinizi artıracak egzersize ihtiyacınız var.

Genel olarak egzersiz, kendinizi iyi hissetmenizi sağlar ve bu da iyileşmeye katkıda bulunabilir. Eğer pazarda ağrı kesici eklem egzersizleri yapmak istiyorsanız yürümeyi düşünün; kolaydır, her yerde yapabilirsiniz ve yukarıdaki kriterlerin tümüne uyar.

Yürümek eski bir şapka haline geldiğinde, eklem ağrısını yenecek bu daha maceracı ama eşit derecede etkili egzersizleri düşünün:

  1. Su Aktiviteleri - Su aerobiği sadece yaşlı insanlar için değildir, ancak yaşlıların su bazlı aktiviteleri tercih etmesinin nedeni, eklemlere ve kaslara aşırı baskı uygulamadan egzersiz yapmanıza izin vermesidir. Su aerobiği size göre değilse, 30-45 dakikalık yüzme turları aynı derecede etkili olacaktır, sadece eğlenceli değil!
  2. Yoga - Esnekliğiniz kısıtlıysa veya eklem ağrınız esnekliğinizi elinden aldıysa, başlangıç ​​seviyesinde bir yoga dersi almayı düşünün. Bu, rahatlamanız veya stresi azaltmanız gerektiğinde gece kullanabileceğiniz nefesinize odaklanmanıza yardımcı olacaktır. Ancak yaygın inanışın aksine, yoga aynı zamanda kaslarınızdaki gücünüzü artıracak, iltihabı azaltacak ve elbette esnekliğinizi ve dengenizi artıracaktır.
  3. Pilates - Yogadan biraz daha yoğun bir şey istiyorsanız, ancak bu aynı zamanda eklemlerinizi destekleyen kasları da güçlendirecekse, Pilates cevaptır. Odaklanmış nefes alma ile, daha fazla eklem hasarını önlemek için gücü artırabilir ve kasları stabilize edebilirsiniz.

Düzenli egzersiz sizi güçlü, dengeli ve esnek tutacaktır, bu nedenle egzersizlerinizi atlayarak eklem ağrısına yardımcı olmayın!

Eklem Ağrısında Sıcak ve Soğuk 

Eklem ağrısı için en etkili tedavilerden biri, ağrıyan eklemlere ve kaslara dönüşümlü olarak uygulanan ısı ve buzdur. On beş dakikalık artışlarla yapılan bu küçük tedavi, hareket kabiliyetinizi iyileştirmenize ve ağrıyı azaltmanıza yardımcı olmak için uzun sürebilir.

Ancak önemli olan, hangi sıcak ve soğuk kombinasyonunun sizin için en iyi sonucu verdiğini belirlemektir. Eklem ağrınız size daha fazla şişmiş eklem ve genel iltihap veriyorsa, soğuk kompreslerle sıcak olanlardan daha fazla zamana ihtiyacınız olduğunu fark edebilirsiniz. Önerilen 15 dakikalık süre sınırını asla aşmamalısınız. Daha fazla soğuğa ihtiyacınız varsa, 10 ila 15 dakika ara verin ve soğuk kompresi tekrar uygulayın.

Kan akışını artırmak için sıkı eklemleri ve kasları gevşetmeniz gerekiyorsa sıcak komprese ihtiyacınız vardır. Basit ılık duştan veya nemli havludan ve ısıtma yastığından birçok sıcak seçenek mevcuttur. Daha yoğun ısıya ihtiyacınız varsa, kaslara nüfuz eden bir ısıl işlem sunan uzak kızılötesi ısıyı düşünün.

Her zaman dikkatli olun ve asla doğrudan cilde sıcak veya soğuk uygulama yapmayın.

Featured

[Featured][recentbylabel2]

Featured

[Featured][recentbylabel2]
Bildirim
Çok yakında interaktif testler gelecek.
Tamam