Sinüzit Nedir?

Sinüzit Nedir? Alında, burnun iki tarafında, şakaklarda ve çenede bulunan kemik boşluklarına sinüs denir. Her sinüsün buruna açılan kanalları vardır. Burun mukozası bu kanallardan geçerek sinüsün duvarlarını kaplar ve nemli kalmasını sağlar. Böylece havadaki tozlar ve küçük parçacıklar bu mukozaya yapışarak tutulur.

İşte bu mukozanın (burun sıvısı) iltihaplanmasına “Sinüzit” adı verilir.

Sinüzit akut ve kronik sinüzit olarak ikiye ayrılabilir ve sinüzit nedenleri de sinüzit çeşidine göre farklılık gösterir:

Akut Sinüzit genellikle nezle gibi bir solunum yolu enfeksiyonu sonrasında ortaya çıkar. Burundaki ve sinüslerdeki şişlikler, mukozanın sinüslerden buruna akışını engeller ve bu nedenle sıvı sinüs içinde birikerek makteri oluşumuna, yani iltihaplanmaya sebep olur.

Kronik Sinüzit’e ise, geniz etleri, burundaki şekil bozuklukları, kalıtsal hastalıklar ya da alerji gibi durumlar neden olabilir.

Sinüzit Belirtileri; burunda tıkanma, sarı-yeşil renkte burun akıntısı, baş ağrısıyla birlikte ateş, yüzde ve özellikle burnun üstkısmı ile gözlerin arasında ağrı, halsizlik olarak sıralanabilir.

Sinüzit Tedavisi; Sinüzit, Akut Sinüzit’lerde uygun ilaç tedavisi ile genel olarak iyileşme gösterirken, Kronik Sinüzit’lerde cerrahi müdahale gerekebilir.

Etiketler: , , ,

Hemoroid Ameliyatı Video

Hemoroid Ameliyatı Video

Benim gibi birçok kişinin hemoroid problemi olan kişilerin bu konuda bilgilenmek istediğine emin olduğum için bu hemoroid ameliyatı video’sunu sizlerle paylaşmak istedim ,

Makat Ameliyat Görüntüler. Prof. Dr. Hasan Taşçı – Makat bölgesinde yapılan perianal fistül ameliyatı video görüntüleri ile birlikte yapılan açıklamalar. Fistulectomy Fistülün ameliyatla çıkarılması. Türkçe anlatımlı sağlık bilgileri ve makat bölgesin yapılan ameliyatın ayrıntılı sağlık video görüntülerini izle.

Hemoroid ( basur)

Etiketler: , , ,

Reflü Nedir ? Reflü Tedavi Yöntemleri

REFLÜ BELİRTİLERİ

1. Reflü bulunan hastalarda mideyle ilgili hiçbir belirti olmayabilir veya aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı birlikte bulunabilir:
· Midede yanma
· Göğüs kafesi arkasında yanma
· Mide suyunun yemek borusuna doğru yükseldiğinin hissedilmesi

2. Belirtiler sadece boğaz (yutak) ve gırtak (ses kutusu) ile ilgili olabilir. Aşağıdaki belirti ve bulgulardan biri veya birkaçı birlikte bulunabilir:
· Boğazda takılma ve yabancı bir madde varmış hissi
· Yutkunma güçlüğü
· Sık boğaz ağrısı
· Aralıklı veya sürekli ses kısıklığı ve diğer ses problemleri
· Boğazda yabancı bir madde veya şişlik varmış hissine bağlı       sık sık boğaz temizleme alışkanlığı
· Nedeni bulunamayan müzmin öksürük

REFLÜ OLAN BÜTÜN HASTALARDA MİDE İLE İLGİLİ ŞİKAYETLERİN BULUNMAMASININ NEDENİ NEDİR?

Reflü olan hastaların bir kısmında asidin yemek borusunda neden olduğu tahriş nedeniyle midede veya göğüs kafesi arkasında yanmalar görülebilir. Ancak, larengo-farengeal reflüsü olan hastaların çoğunda bu şikayetler yoktur. Bunun nedeni, tahrişe neden olan asidin yemek borusunda çok uzun süre kalmamasıdır. Ancak asit, daha hassas olan gırtlak ve boğaza yükseldiğinde bu bölgeler kolayca tahriş olmakta, bunun sonucunda da mide ve yemek borusu ile ilgili şikayetler olmadan ses ve boğazla ilgili şikayetler ortaya çıkmaktadır.

REFLÜ OLUP OLMADIĞI NASIL ANLAŞILIR ?

Reflünün gırtlak ve boğaz ile ilgili belirtilerinden biri olduğunda ve özellikle sigara içiyorsanız bir Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları uzmanına muayene olmanız gerekir. Muayenede doktorunuz gırtlağı ve ses tellerini inceleyerek asidin neden olduğu tahrişi arayacaktır. Muayene sonucunda doktorunuz reflüyü araştırmak üzere bazı incelemelerin yapılmasını isteyebilir.

Etiketler: , , , , , ,

Zatürre Nedir? – Zatürre Neden Olur?

Zatürre Nedir? Halk arasında akciğer iltihabı, tıp dilinde ise pnömani olarak bilinen zatürre, sancı, ateş ve öksürükle beliren, tehlikeli bir akciğer hastalığıdır. 3 çeşittir.

Zatürre Nedenleri: İltihaplanmaya virüs, bakteri veya mantar gibi mikroorganizmalar sebep olmaktadır. Zatürre’ye yol açan 30′un üzerinde mikroorganizma tanımlanmıştır.

Zatürre Belirtileri: En belirgin belirtileri sancı, yüksek ateş ve öksürüktür. Hastada genel bir halsizlik görülür. Ayrıca, iştah azalması ve kilo verme, dalgınlık, baş dönmesi, şiddetli baş ve boğaz ağrısı, balgam, aşırı susuzluk hissi, kuru ve beyaz dil gibi belirtiler de görülebilir.

Bu genel nedenlerin ve belirtilerin dışında zatürre türlerini ayrı ayrı inceleyecek olursak:

- Lober Pnömoni: Pnömokok adı verilen mikropların neden olduğu zatürre türüdür. Mikroplu tozlar, fazla yorgunluk, soğuk algınlığı veya uzun süre güneşte kalmak hastalığın zeminini hazırlar. Hastalık ani baş ağrısı, titreme, kusma ve sırt ağrıları ile başlar. Ateş, 40 dereceye kadar yükselir. Fakat 10. günden sonra düşmeye başlar. Öksürük, kısa sürelidir. Balgam, kanlı ve yapışkandır. Hastanın yüzü kızarmış, dudaklarının etrafı kabarmış, cildi kuru ve dili de paslıdır. Geceleri kriz gelebilir.

- Virüs Zatürresi: Virüslerin neden olduğu bir çeşit zatürredir. Ya aniden ya da bir soğuk algınlığı sonunda görülür. Lober pnömoniden daha hafif geçer. Hastalığın ateşi 39 dereceye kadar yükselir. Kendini son derece yorgun hisseder. Öksürüğü kuru fakat az balgamlıdır. Kol ve bacaklarında da ağrılar vardır.

- Bronköpnomoni: İyi tedavi edilmeyen grip, boğmaca, bronşit veya kızamıktan sonra ortaya çıkan bir hastalıktır. Nedeni, akciğer ve bronşların yer yer iltihaplanmış olmasıdır. Hastalık, bronşit gibi başlar, tedbir alınmazsa, 2-3 gün içinde ağırlaşır. Ateş sabahları 38 derece iken akşamları 40 dereceye kadar yükselir. Hastada öksürük, cerahatli ve bazen de kanlı balgam görülür. Halsizdir, nefes almakta güçlük çeker, rengi de soluktur.

Zatürre Tedavisi: Doktor tedavisi şarttır. Diğer taraftan, hasta istirahat ettirilir ve morali üstün seviyede tutulur. Yanına fazla misafir kabul edilmez. Ağrı olan tarafına, içine sıcak su doldurulmuş şişe konur. Sıcak su buharı teneffüs ettirilir. Ateşi yükseldiği zaman da; vücudu ıslak bezle silinir. Ateş düşürücü ilaçlar verilmez.

Etiketler: , , , ,

Erkeklerde Kellik ve Kalp Krizi

Kellik ve kalp krizi Kellik son zamanlarda erkeklerin sorunlarından beyinbitanesidir, stres can  sıkıntısı, çalışma şartları, psikolojik etkenler  ve daha birçok etken. Kalp krizi ise  Kalp ve damar problemi olan ,kadınlarda ve erkeklerde , kalp rahatsızlığı olan , yada herhangi bişekilde ansızın gelişebilen en önemli hastalıktır, yaş etkenlerinden etkilenebilen hastaların çoğunda ölümle sonuçlanan kalp krizi ( enfaktus) krizler şeklindede atlatılabiliyor.Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesinde kalp krizi geçirmiş 250 erkek üzerinde iki yıl süreyle yapılan araştırmada, hastaların %71 inin kel olduğunun gözlemlendiğini bildirildi.

Doç. Dr. Gökhan Cin, toplumumuzda önemli bir stres kaynağı olan erkek kelliğinin, kalp sağlığını tehdit ettiğini söyledi. Sorunun, erkeklik hormonu olan testesteronun kalp damarlarındaki tahrip edici etkisinden de kaynaklanabileceğini düşündüklerini belirten Cin, özellikle kel erkekleri sağlık kontrollerinde daha dikkatli olmaları konusunda uyardı.

ME.Ü Tıp Fakültesi Kardiyoloji Kliniği Anabilim Dalı Başkan vekili Doç. Dr. Gökhan Cin, Danimarkada da buna benzer bir araştırma yapıldığını ve kalp krizi geçirenlerin yine aynı oranda kel olduğunun belirlendiğine işaret ederek, bunun yanı sıra erken yaşlarda saç ağarması ve yüzde yoğun kırışıklık oluşumu görülenlerin de önemli bir oran tuttuğunu anlattı. Araştırmalar, kel erkeklerin kalp krizi geçirme riskinin yüksek olduğunu gösteriyor diyen Cin, şunları kaydetti:

CİDDİ BİR PSİKOLOJİK SORUN

Toplumumuzda erkeklerin kelliği, ciddi bir psikolojik sorun haline geldi. Bu da önemli bir stres kaynağı oluyor ve böylelikle kalp sağlıklarını tehdit ediyor.

Olayın, erkeklik hormonu olan testesteronun kalp damarlarındaki tahrip edici etkisinden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyoruz. Çünkü, araştırmalar diğer yandan çok sayıda genç ve orta yaşta erkeğin acil servislere kellik yakınması ve bununla beraber meydana gelen stres bulguları için başvurduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle özellikle kel erkeklerin riski dikkate alarak kontrol konusunda daha duyarlı olmalarında büyük önem var.

Etiketler: , ,

Nöropatik Ağrı

Nöropatik ağrılar Vücutta çeşitli nedenlerle oluşan sinir hasarlarıyla ortaya çıkan ağrıdır, bu hasarlar şeker gibi sistemik hastalıklar, mikrobik hastalıklar, travmaya bağlı nedenlerden dolayı nöropatik ağrılar söz konusudur.Beyin veya omurilikte bir hasar sonrası ortaya çıkan bu ağrı türü, kendini genellikle önce bacak ve ayaklarda hissettiriyor.

Nöropatik ağrı, merkezi ya da çevresel sinir sisteminin hasar görmesi sonucunda ortaya çıkan süreğen ağrıya verilen isimdir. Nöropatik ağrı, çevresel ve merkezi sinir sistemi arasındaki karmaşık etkileşimlerle ortaya çıkar.
Belirtileri
Nöropatik ağrı, hastalar tarafından çeşitli şekillerde tanımlanabilir. En sık kullanılan tanımlayıcı sözcükler batıcı, delici, saplanıcı, yakıcı, iğnelenme tarzında ağrıdır. Ağrı çok şiddetli olabilir, uzun sürelidir ve standart ağrı kesici ilaçlara yanıt vermez. Nöropatik ağrı, diğer birçok ağrının aksine genellikle geceleri artar. Nöropatik ağrıya neden olan durumlar arasında şeker hastalığı, böbrek yetersizliği, zona gibi enfeksiyon hastalıkları, çeşitli damar hastalıkları, alkolizm, bazı nörolojik hastalıklar ve kanser yer alır. Bu gibi hastalıkları olan kişilerde uzun süreli ağrı ortaya çıktığında nöropatik ağrı olabileceği düşünülmelidir. Nöropatik ağrı tanısında ağrının niteliği, zamanı, dağılımı, eşlik eden diğer belirtilerin dikkatle araştırılması önem taşır. Ağrının değerlendirilmesinde en güvenilir kanıt hastanın bildirimidir. Nöropatik ağrı, sinir dağılımına uygun şekilde özel bir yerleşim sergiler, örneğin şeker hastalarında çorap-eldiven tarzında ağrı oluşması tipiktir. Tanı konması için hastaların duysal yakınmalarının yanı sıra sinirlerde hasar oluştuğunun gösterilmesi yeterlidir.
Tedavi
Nöropatik ağrıya neden olan hastalığın tedavi edilmesi gerekir, örneğin şeker hastalarında kan şekerinin sıkı kontrol altında tutulması önemlidir. Nöropatik ağrı tedavisinin temelini ağız yolundan alınan ilaçlar oluşturmaktadır. Nöropatik ağrı, standart ağrı kesici ilaçlara yeterince yanıt vermez, ancak günümüzde etkili ve güvenilir tedavi yöntemleri vardır. Bunların dışında çağın kabusu haline gelen stresi azaltmaya yönelik davranışsal terapilerin de ağrının azaltılmasında yararlı olduğu bilinmektedir.

Etiketler: , , ,

Araç Tutması (hareket hastalığı)

Araç tutması Seyahat ederken kimi insanın hayatını kabusa çeviren,bir takım sağlık sorunları yaşanır, bunlar mide  bulantısı, kusma, seyahat sonrası bitkinlik gibi durumlardır,  bu kişiden kişiye değişir, bazı insanlar hertürlü araçta bulanır, bazı insanlar ise sadece otobuslerde bu tür problemle karşılaşır.

Hareket insanoğlunun günlük hayatında hiç düşünmeden ve rahatsız olmadan ihtiyaçlarını karşılamak, sosyalleşmek, sağlığını korumak ve hedeflediği yere ulaşmak için yaptığı fiziksel bir aktivite.

Hareket hastalığı merkezi sinir sistemine iletilen bilgilerin, her zamanki uyumunun bozulması nedeniyle ortaya çıkıyor. Amerikan Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği’nden Dr. Erkhan Genç, bu hastalığın seyahat eden kişilerin yüzde 30′unda görüldüğünü söylüyor.

Neler tetikliyor
“Hareket hastalığı” seyahat eden kişilerin yüzde 30′unda gözlenebilmektedir. Hastalık; hafif bir bulantıdan, kişinin gözlerini açamayacak dereceye kadar varabilecek bulantı ve kusmalara sebep olabilecek geniş bir yelpazede kendisini gösterebilmektedir.

“Taşıt tutması” sadece gemi, uçak veya araba yolculukları sırasında değil, yerçekimsiz veya yerçekimi az olan uzay seyahatleri sırasında da gözlenebilmekte ve seyahat bittikten sonra da günlerce devam edebilmektedir. Kişi, seyahat esnasında olmayan bir hareketi algılayarak, dengesizlikten yakınmaktadır.

“Taşıt tutması”nın niçin gerçekleştiği ve insanlar arasındaki hassasiyet farkının kaynağı bilinmese de bu durumun oluşumunda; önceden kestirilemeyen bazı düşük frekanslı hareketlerin, tetikleyici rol oynadığı tahmin edilmektedir. İstem dışı hareketler, gözlerin sağladığı bilgilere uyum sağlamadığı için rahatsızlık duyulmaktadır.

Nasıl ortaya çıkıyor
‘Hareket hastalığı’, hareketi algılamakta kullanılan duyu organları arasındaki ortak çalışmanın bir şekilde bozulması ile yıllar içerisinde hareketin düzgün algılanmasındaki uyumun kaybolması sonucu ortaya çıkıyor. Halk arasında “taşıt tutması” da denilen “hareket hastalığı”, aslında duyu organlarının bireylere oynadığı bir oyundur. Hastalığın temelinde merkezi sinir sistemine iletilen bilgilerin, her zamanki uyumunun bozulması yatmaktadır.

Tedavi
Bazı ilaçlar ile yolculuk sırasında oluşan bulantı ve kusma hissinin önüne geçilebilir. İlaçların yolculuk başlamadan bir saat önce alınması gerekmektedir. Eğer yolculuk başladıktan sonra ilaç alınırsa; ilaçlar, midebağırsak sisteminden emilecek zaman bulamadan, bulantı ve kusma neticesinde vücuttan atılabilir. Ayrıca deriye yapıştırılarak kullanılabilen skopolamin bantları da taşıt tutmasında oldukça etkilidir. Bu bantlar kişiyi, ilaç almaya bağlı oluşabilecek olumsuzluklardan da korumaktadır.

Alınabilecek önlemler
Öncelikle hareketin gözler ile rahatça algılanması sağlanacak bir yerde oturulmalıdır. Arabanın ön koltuğu gibi yolun ve manzaranın rahatça takip edilebileceği bir yer, “taşıt tutması” riskini azaltacaktır.

Gemi veya teknelerde güvertede olmak, iç kısımlara göre kişiyi daha rahat ettirecektir. Uçaklarda hemen kanat önündeki koltukta oturmak bir hareketin daha az hissedilmesine yardımcı olacaktır.

Beslenmede az miktarda ve mideyi rahatsız etmeyen yiyeceklerin seçilmesi önemlidir.

Kafanın sabit tutulması, alkol alınmaması, sigara içilmemesi ve yolculuk sırasında ufuk çizgisine bakılması yararlı önlemler arasındadır.

Yolculuk sırasında midenin yatışması için kraker benzeri yiyecekler ve karbonlu içecekler tüketilebilir.

Etiketler: , , ,

Dış Kulak İltihabı (external otit)

Dış kulak iltihabı Kulak yanlarında,  kulak çevresinde,  dış kulak kanalında kanalın tahriş olmasıyla beraber iltihaplanması olayıdır. Yüzücü Kulağı diye de bilinir. Kanalda cildin kat kat soyulması (egzama) gelişebilir. Egzamayı kaşırken cilt çatlar ve kulak kanalını bakteri ve mantar istila eder. Kirli suda yüzmek bu hastalığı kapmanın yollarından biridir. Kulak salgısı kanaldan temizlenmeye kalkışıldığında, cilt tahriş olur, kaşınır veya yırtılır. Bu da o kişinin en gözde “aletiyle” (toka vs.) kulağını daha fazla karıştırmasına sebep olur. Bir risk daha da vardır. 0 da kulak zarını delme olasılığıdır. Saç spreyleri ve saç boyaları da kulak kanalını tahriş edebilir. Dış otit yüzücü kulağı bazen mantardan kaynaklanır. Aspergillus niger en sık görülen mantardır. Belirtileri, urukkulosisle aynıdır. furunkulosis tekrar tekrar çıbanlar çıkması halidir ve kulak kanalındaki bir tüy kesesinin mikrop kapmasıyla başlar. Bu rahatsızlık sık sık tekrar eder Dış otit (yüzücü kulağı) genç yetişkinlerde görülür.
Belirtileri

Teşhis

Eğer kulağınızda kaşınma,kulağınızın içinde pullanma ya da kulak kanalınızda ağrı varsa, bunlar dış kulak yolu iltihabının göstergesi olabilir. Çoğu kez kulaktan dışarı doğru sarımsı ya da sarımsı yeşil bir akıntı olur ve bazen bu akıntıdan sonra ağrı hafifler. Eğer iltihap ya da dokudaki şişme kulak kanalını tıkarsa duyma-da bir azalma olabilir.

Doktorlar otoskop denen bir aletle kulak kanalına bakarak dış kulak yolu iltihabı tanısını koyarlar. Eğer iltihap varsa örnek alınarak laboratuvara gönderilebilir.

Çoğu dış kulak yolu enfeksiyonu rahatsızlık duygusu yaratsa da, uygun tedavi edildiklerinde genellikle tehlikeli değildirler. Bu enfeksiyon,özellikle şeker hastalarında tedavi edilmezse çevre kemiklere ve kıkırdaklara yayılarak hasar verebilir.

Tedavi

Eğer yüzücü kulağı rahatsızlığınız olduğundan şüphelenirseniz, doktora gitmeden önce sancıyı geçirecek bazı şeyler yapabilirsiniz. Kulağınızın üzerine ılık (sıcak değil) bir ufak yastık koymak faydalı olur. Aspirin veya başka bir ağrı kesici de sancıyı azaltır.

Teşhisten sonra doktorunuzun kulak kanalını bir emme aletiyle veya pamuklu çubukla temizlemesi beklenir. Bu tahrişin ve sancının geçmesini sağlayabilir. Doktor daha sonra çeşitli tedavi metodlarından birini önerebilir. Ekseriyetle kortikosteroidli (kaşıntıyı durdurmak ve iltihabı azaltmak için) bir kulak damlası ve bir antibiyotik (enfeksiyon kontrol etmek için) verilir. Bazen ağızdan alınan haplar da kullanılabilir. Şiddetli ağrı olduğundan ağrı kesici tavsiye edilir. İyileşme sırasında kulağa su kaçmamasına dikkat edilmelidir.

3 veya 4 gün sonra eğer gözle görülür bir iyileşme olmazsa, doktorunuz ağızdan alınmak üzere antibiyotik verebilir. Enfeksiyona neden olan organizma laboratuvar testleriyle belirlenmişse, özellikle onu etkileyecek antibiyotik seçilir. Dış kulak iltihabı (yüzücü kulağı) mantardan kaynaklanıyorsa sülfanilamid tozu serpilerek urunkolisisden kaynaklanıyorsa, ağızdan alınan veya kulak damlası şeklinde verilen antibiyotikle tedavi edilir. Özellikle neden mantar olduğunda bu durum birçok defa tekrar edebilir.

Önlenmesi

Dış otit ekseriyetle önlenebilir. Pis suda yüzmeyin. Banyodan ve yüzmeden sonra kulaklarınızı kurutun. Kulak kanalının rutubetli olması enfeksiyon kapmasını kolaylaştırır. Saçınızı boyarken veya saç spreyi kullanırken kulak deliklerinizi kuzu yününden ufak toplarla kulağınızı kapayın. Bunlar suyu geçirmez.

Etiketler: , , ,

bellek kaybı

Yaşamımız boyunca dizegelen olaylardan, stres, aşırı çalışmak,birtakım hastalıklar, monoton yaşam, beslenme bozuklukları, yaş  ilerlemesi nedeniyle oluşan bellek kaybı oluşabilir, günlük yaşamda bir takım sıkıntılara yol açabilen unutkanlık yaratabilen, yaşamı oldukça etkileyen bellek kaybı, aslında önlenebilir bir rahatsızlık. Tıpkı olası yıkıcı etkilerin önlendiği veya oluşmuş hasarın bir kısmının geriye döndürebildiği diğer yaygın hastalıklarda olduğu gibi.

Bellek konusunda dünyaca tanınmış otoritelerden biri olan Dr. Aaron P. Nelson’ın kaleme aldığı ‘Belleğinizi Nasıl Güçlendirirsiniz?’ adlı kitap, belleğin nasıl çalıştığını, bellek kaybı problemlerini, bunun nedenlerini ve tedavi şekillerini anlatıyor. Acıbadem Sağlık Grubu ve Optimist Yayınları’nın Harvard Tıp Okulu rehberliğinde yayımladıkları kitap, bu alanda merak ettiğiniz her türlü sorunun yanıtını içeriyor. Bellek kaybının baş müsebbipleri arasında stresin yer aldığını göz önünde bulundurursak, iş dünyasını yakından ilgilendiren bu kitapta yer verilen basit önlemlerle yaşa bağlı bellek zayıflamasına karşı mücadele edebilir, konsantre olma, bilgiyi belleğe alma ve daha sonra hatırlama yeteneğinizi geliştirebilirsiniz.

Bellek problemlerinin nedeni

Genler
Beyninizin nasıl gelişeceğini ve yaşamınız boyunca nasıl evrim geçireceğini genler belirler ve bu sizden bağımsız bir faktördür. Belleğinizin ne kadar güçlü olacağını ve yaşla birlikte gücünün ne kadar azalacağını genler belirler. Alzheimer, hipertansiyon veya depresyon dahil belleğe zarar veren birçok hastalıkla ilgili riskleriniz genlerin etkisi altındadır.

Hormonlar
Cinsiyet hormonları belleği etkiliyor. Yaşla birlikte kadınlarda östrojen, erkeklerde testosteron düzeyi düşer ve bunlar yaşa bağlı bellek kaybını da tetikler.

Yaşa bağlı yaygın hastalıklar
Bu hastalıklar belleği dolaylı ya da dolaysız zayıflatabilir. Bunların bazısı için kullanılan ilaçlar da belleğe ya da konsantrasyona zarar verme riski taşır.

Koroner arter hastalığı

Kalbiniz için kötü olan, beyniniz için de kötüdür. Yüksek kolesterol, hipertansiyon, diyabet gibi hastalıklar bellek problemi riskini artırır.

Tiroid bozukluğu
Tiroid bezi, fonksiyonunu gerektiği gibi yerine getiremiyorsa, metabolizmanız çok hızlı ya da çok yavaş olabilir. Her iki problem de öğrenmeyi ve belleği etkileyebilir.

Nörolojik bozukluklar
Çeşitli nörolojik bozukluklar, nöronlarda ve nöron ağında doğrudan hasar yaparak ya da nöronların gerektiği gibi işlev görmesini engelleyerek bellek kaybına ve diğer türden bilişsel fonksiyon bozukluklarına yol açabilir. (Alzheimer, inme, kafa travması, parkinson, epilepsi)

Kanser
Kansere karşı uygulanan kemoterapi ve ışın tedavisi de bellek kaybını tetikleyebilir.

Ruh hali, stres ve bellek
Gerek depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik bozukluklar, gerekse de yoğun stres optimum belleğe zarar verebilir. Bu problemleri kontrol altına almak genellikle bellek fonksiyonunu düzeltir.

İlaçlar
Yeni bir ilaca başladıktan sonra belleğiniz zayıflarsa, bu durum pekala ilaçla bağlantılı olabilir. Hangi ilaçların bellek kaybına yol açtığını, Nelson’un kitabında liste halinde bulabilirsiniz.

Uyku
Geceleri iyi uyuyamayan kişiler rahat uyuyanlara göre unutkanlığa daha eğilimlidir. Bellek pekişmesi için iyi bir gece uykusu temeldir. Belleği korumaya yeten uyku süresi ise altı saattir. Çünkü uyku stres hormonlarını düşürme etkisiyle zaten belleğe dolaylı yoldan fayda sağlıyor.

Diyet ve beslenme
Okuduklarınızın aksine belleğinizi güçlendirecek sihirli bir ‘beyin besini’ yoktur. Ama kalitesiz bir diyet belleğinize zarar verebilir. Ayrıca bellek kaybını önleyecek sağlıklı yiyecekler ve besin maddeleri bulunuyor. Bunları şöyle sıralayabiliriz;

B vitamini
Folik asit, B6, B12 vitaminleri vücutta doğal olarak üretilmez bu yüzden yiyeceklerden ve tamamlayıcılardan sağlanmalıdır. Bu vitaminler şu yiyeceklerde bulunur: Karaciğer, tahıl ürünleri, pirinç, fındık türü sert kabuklu yemişler, süt, yumurta, et, balık, meyveler, yeşil sebzeler.

İyi yağlar, kötü yağlar
Beynimiz, doymuş yağlardan (ette ve süt ürünlerinde bulunur) ve trans yağlardan kötü etkilenebilir. Ama beynimiz fındık türü sert kabuklu yemişlerden, birçok bitkisel yağdan ve balık yağından gelen doymamış yağlarla güçlenebilir.

Antioksidanlar
Antioksidanlar yani C, E vitaminleri ve beta-karoten zararlı molekülleri etkisiz bırakır. Bu yüzden antioksidanlar bellek kaybına karşı koruma sağlayabilir.

Alkol
Tıpkı mebzul miktarda stresin faydalı olması gibi ölçülü miktarda alkol de bellek için olumlu etkide bulunabilir. Araştırmalar az ve orta derecede alkol kullanımının bunama riskini azalttığını ortaya koyuyor.

Egzersiz
Egzersizin bellekle ne ilgisi olduğunu merak ediyorsunuzdur. Araştırmalara göre hareketsiz kişiler, düzenli fiziksel aktivite içinde olan insanlara göre daha büyük bellek kaybına uğruyor. Mutlaka bir spor dalıyla uğraş şart değilse de günlük yaşamda hareketli olmak bellek için çok faydalı.

Zihinsel canlılık
Yaşlandıkça beyninizin ne kadar iyi performans göstereceği, onun ne kadarını kullandığınıza bağlıdır. Akıllarına meydan okuyan kişiler, zihinsel faaliyetten uzak kişilere kıyasla zaman içerisinde daha esnek bir belleğe sahip olabiliyor.

Sigara
Sigara içenlerin isimleri ve yüzleri içmeyenler kadar iyi hatırlayamadığını yıllardır biliyoruz. Sigara içenler içmeyenlerle kıyaslandığında bellek ve buna bağlı bilişsel fonksiyonlarda çok daha keskin bir düşüş sergiliyor.

Uyuşturucu kullanımı
Uyuşturucu belleğe ve beyin fonksiyonlarına zarar verebilir. Hatta bu zarar sadece ilaçların kullanıldığı dönemde değil sonrasındaki aylarda da sürebilir.

Yanlış kanı Her stres bellek için kötüdür

Aşırı stres belleğinizi köreltebilir, ama ölçülü miktarda stres aslında belleğiniz güçlendirebilir. Gözünüzde büyüyen iş teslim tarihinin baskısı, odaklanma ve dikkati koruma yeteneğinizi artırabilir. Sonuçta bilgiyi daha etkili bir biçimde edinirsiniz, bu da bellek pekişmesini ve geri getirmeyi teşvik eder.

İyi bir belleğe sahip olmak için neler yapabiliriz,

Etiketler: , , ,

Kıl Dönmesi – Kıl Dönmesi Tedavisi

Kıl dönmesiKıl dönmesi Tedavisi

<b>Kıl dönmesi</b>

Kıl dönmesi küçük, sorunsuz gibi görünse de ,aslında çok acı verir,tedavisi yapılmazsa çok kötü sonuçlar doğurur. Dikkate alınmazsa kıl, deri altında gittikçe büyüyerek topaklaşır ve iltihap oluşturur. Kıl dönmesinin oluşumunda muhakkak doktora başvurulmalıdır.

Kıl dönmesi, kelime anlamıyla, derinin içine doğru büyüyen kıllardır. Kıl dönmesi, vücudun herhangi bir yerinde görülebilir ancak iki sağlık sorunu insanları Kıl dönmesine yatkınlaştırır: püodinal sinüs (cilt akı kıl yuvası) ve psödofolikülit (yalancı kıl dibi iltihabı). Püodinal sinüs, kaba etler nedeni ile oluşan derin oluğun üzerinde bulunan bir indensasyondur.

Bir ya da daha fazla kıl gözeneklerden çıkamayıp deri içinde kaldığında ütihaplanabüir. Çıbana benzer bir ülser (yara) oluşur ve pü (irin) salgılayabilir ve şiddetli ağrıya neden olabilir. Kıllı genç erkeklerde daha sık görülen bir sağlık sorunudur. Psödofolikülit, en çok siyahi (zenci) ve İspanyol erkeklerde ve kıvırcık saçlı diğer kişilerde görülen bir sağlık sorunudur. Tıraş artmasına neden olur ve genellikle “tıraş bıçağı (jilet) şişlikleri” olarak adlandırılır. Bu sorun genellikle yüzde oluşur ve folikülit enfeksiyonu ya da akneye benzer sivil­celer gibi görünür.

Böyle bir sorununuz varsa, doktorunuzla konuşunuz. Eğer enfeksiyon oluşmuşsa, dokto­runuz içerde hapsolup kalmış kılı ve iltihaplı sıvıyı alacaktır. Tekrarlanan sorunlara neden olan bir prodinal sinüsün genel­likle kesilip çıkarılması gerekir. Psödofolikülit tedavi edilemez ya da önlenemez. Psödofoliküliti olan birçok erkek, tıraş olmaktan vazgeçip sakal bırakır. Doktorunuz içeride hapsolup kalmış olan kılı almak için küçük bir çizik atarak Kıl dönmesini tedavi edebilir.

Etiketler: , ,